Canlı Dokuların 3 Boyutlu Baskısı için Yeni Bir Yöntem

Yaklaşım, rejeneratif tıpta devrim yaratabilir.

Oxford’daki Bayley Araştırma Grubu tarafından geliştirilen ve mm boyutunda dokular üreten 3 boyutlu damlacık biyoprinter.

Oxford Üniversitesi’ndeki bilim insanları canlı organizmalar oluşturmak için laboratuarda yetiştirilen hücrelerin 3 Boyutlu baskısı için yeni bir yöntem geliştirdi.

Yaklaşım, rejeneratif tıpta devrim yaratarak karmaşık dokuların ve kıkırdakların vücudun hastalıklı ve hasar görmüş bölgelerini potansiyel olarak destekleyecek, onaracak veya işlevini artıracak şekilde üretimini sağlayabilir.

Kimya Bölümü ve Oxford’daki Fizyoloji, Anatomi ve Genetik Bölümü’nden ve Bristol’daki Moleküler Tıp Merkezi’nden disiplinler arası bir ekip olan Scientific Reports dergisinde yayınlanan araştırmalarda  , bir dizi insan ve hayvan hücresinin nasıl bastırılacağı gösterildi Yüksek çözünürlüklü doku yapılarına dönüştürürler.

Canlı dokuların 3D baskısına olan ilgi son yıllarda arttı, ancak özellikle hücrelerin konumunu 3D olarak doğru bir şekilde kontrol etmek zor olduğu için teknolojiyi kullanmanın etkili bir yolunun geliştirilmesi zor oldu. Basılı yapılar içerisinde hareket eder ve hücreleri desteklemek için basılan yumuşak İskele kendiliğinden çökebilir. Sonuç olarak, yüksek çözünürlüklü canlı dokuları yazdırmak bir zorluk olarak kalır.

Ancak, Oxford Kimya Bölümü’nden kimya biyolojisi profesörü olan Hagan Bayley önderliğindeki ekip, şekillerini korumak için yapıları destekleyen kendi kendine yeten hücrelerde dokular üretmenin bir yolunu geliştirdi.

Hücreler, yaşayan yapılara katmanlı olarak monte edilebilen bir lipid kaplamaya sarılı koruyucu nanoliter damlacıkları içerisine yerleştirildi. Basılı dokuları bu şekilde üretmek, tek tek hücrelerin hayatta kalma oranını arttırır ve bir defada her biri damla damla yapılarak mevcut teknikler üzerinde daha elverişli bir çözünürlüğe geliştirilmesine izin verilir.

Yararlı olabilmesi için yapay dokular insan vücudunun davranış ve işlevlerini taklit edebilmelidir. Yöntem, doğal dokuları tam olarak yetiştiren, taklit eden veya potansiyel olarak zenginleştiren desenli hücresel yapıların imalatını mümkün kılar.

Önde gelen yazar ve OxSyBio’da (Oxford Sentetik Biyoloji) 3B biyoprinting bilim adamı Dr. Alexander Graham, “Doğal organizmalarda bulunan temel davranışları ve fizyolojiyi gösterebilecek üç boyutlu canlı dokuları imal etmeyi hedefledik. Doğal dokuların karmaşık hücresel mimarisine sahip basılı dokuların sınırlı örnekleri Bu nedenle nispeten ucuz komponentlerden yüksek çözünürlüklü bir hücre baskı platformu tasarlamaya odaklandık ve bu kompozisyonlar uygun bir karmaşıklığa sahip olan yapay dokuları tekrarlanabilir bir şekilde üretmek için kullanılabilir buna kök hücreler de dahildir.

Araştırmacılar, gelecek gelişmelerle birlikte, tıbbi malzemelerin dünya genelindeki sağlık hizmetleri üzerinde geniş bir etkiye sahip olmasını umuyor. Olası uygulamalar arasında, tekrarlanabilir insan doku modellerinin şekillendirilmesi, klinik hayvan testi ihtiyacını ortadan kaldırabilir.

Ekip araştırmalarını geçen yıl tamamladı ve o zamandan beri tekniğin ticarileştirilmesi ve daha yaygın hale getirilmesi için adımlar attı. Ocak 2016’da, OxSyBio resmen Bayley Lab’dan ayrıldı. Şirket, tekniği endüstriyel ve biyomedikal amaçlarla ticarileştirmeyi amaçlamaktadır.

Önümüzdeki aylar boyunca, sanayi ölçeğinde dokular üretmek için daha geniş bir canlı ve melez materyal kullanımına izin veren yeni tamamlayıcı baskı teknikleri geliştirmeye çalışacaklar.

OxSyBio’daki teknoloji sorumlusu Dr. Sam Olof, “Biyoprintleme için pek çok potansiyel uygulama var ve doğal doku işlevini taklit etmek veya arttırmak için hastalardan kaynaklanan hücreleri kullanarak kişiselleştirilmiş tedaviler yaratmanın mümkün olacağına inanıyoruz” 3D bio-baskılı dokular, aynı zamanda, örneğin ilaç veya toksin taramaları için teşhis uygulamaları için de kullanılabilir.

Oxford Üniversitesi ve Bayley Grubu ile hem bu yeni teknolojiyi lisanslı hale getirmek hem de bu alandaki birincil araştırmaya sponsor olmaya devam etmekten dolayı heyecan duyuyoruz “dedi.

Bristol Üniversitesi Hücresel ve Moleküler Tıp Üniversitesi’nden Dr. Adam Perriman, “Hücresel yapılar, çok az atıkla son derece yüksek çözünürlükte verimli bir şekilde basılabileceğinden, Oxford Üniversitesi ile geliştirilen biyo-baskı yaklaşımı çok heyecan vericidir. Yetişkin kök hücrelerle 3B baskı yapmak ve ayırt etmelerini sağlamak hala dikkat çekiciydi ve bu yeni metadolojinin rejeneratif tıbbı küresel olarak etkileme potansiyelini gerçekten gösteriyor “ dedi.
Orjinal makaleyi görmek için tıklayın

Orthopaedics and Traumatology

Meniscus
Arthritis
Arthralgia
Total Joint Replacement

Orthopaedic Surgery
Hip dislocations
• Spine Surgery
*Low Back Pain (spinal disc herniation – cervical disc hernia)
*Scoliosis
Nerve Entrappments
*Carpal tunnel

The treatment of platelet rich plasma is the most important method used in regenerative medicine. The purposes of the treatment are decreasing of inflammation and regenerating worn or wounded cartilage tissues or to help them recover. Thrombocytes are cellular components of the blood and they are leading cells in hemostasis after woundings with hemorrhage. The healing period of the body initiates with the release of local effective growth hormones which are secreted from thrombocytes immediately. These hormones stimulates a series of complex and consecutive reactions. Debridement of death cells and remnants, regenerating new cells and signalling biologically at the right time for synthesis of adequate proteins for reconstruction of new healing tissue.
The cellular therapy technique used in regenerative medicine for stimulating healing process, and accelerating or reviving if pauses ocur. Cartilage wear down and deposited debrises were shown in articular space at joints affected with osteoarthritis. The living part of cartilage are used for repareation as a source of regeneration with cellular mechanisms. Patient selection and deciding right indication at the right phase of the disease are especially important.
Preperation of PRP is based on a laboratory process after drawing the blood from the patient. Fresh cells were separated form that blood for injecting into damaged area with its own plasma. Treatment at natural spaces like joints, liquid form is preferred; whereas, in muscle, where PRP can not be preserved in the target organ, stabilisation methods may be preferred as additional procedure.

Diz Ağrıları

Dizlerimiz, başta yürüme, oturma, kalkma ve ibadet gibi önemli ihtiyaçların karşılanmasında birincil olarak görev yapar. İskelet sistemi hastalıkları arasında diz ağrısı sık karşılaşılan bir yakınmadır. Yalnızca ağrının değerlendirilmesi değil, ağrıyı oluşturan diğer etmenlerin de araştırılması gerekmektedir. Ağrı, eklem içindeki, ek-lem çevresindeki ve ekleme uzak olan kalça veya ayak bileğini etkileyen tendon, bağ ve kesecik ya da sinir gibi yapıların hastalıklarından da kaynaklanabilmektedir. Ağrıyı ortaya çıkaran sebebin yeri, şiddet ve şeklinin tanımlanması özellikle ger-çek eklem hastalığı ile yansıyan ağrıları ayırmak için kritik öneme sahiptir.

Sorgulama: Ağrılı hasta değerlendirmeye sorularla başlanır. Ağrının şiddeti belirlenir, zamanlaması, soğuk sıcakla ve hareketlerle olan ilişkisi sorgulanır. Hastalığın başlangıcında çarpma, burkulma gibi fiziki etmenlerin sonucunda gelişen kaza ve yaralanmaların varlığı not edilmelidir. Isı artışı, kızarıklık, şişlik gibi bulguların eşlik ettiği iltihabi veya romatizmal belirtilerin varlığı atlanmamalıdır.

Klinik değerlendirme: Şikayet ve belirtilerin baştan derecelendirilmesi ile tedavi sürecinin iyileşmeye olan katkısı ölçümlenmelidir. Yakınmaların işaret ettiği yönde yapılacak testlerle hastalık hakkında detaylı bilgi sahibi olunur. Yaşlılarda aşınmaya bağlı yakınmalar ön planda yer alırken, gençlerde kaza ve yaralanmaların neticesinde görülen hasarlar karşımıza çıkmaktadır. Çocukluk çağında doğumsal ve gelişimsel faktörlerin önemli bir yeri vardır.

Diz Eklemi: Konuyu anlaşılır kılmak için diz ekleminin yapısını yakından tanıyalım: Diz eklemi menteşe tipi bir eklemdir. Gövdenin alt yarısında, yani gövdeyi hareket ettirme, yürüme, oturup kalkma gibi eylemleri görev olarak üstlenmiştir. Bedenin üst kısmı başta olmak üzere taşınacak ilave cisimlerin de yükünün yansıması olan kuvvetler önemli mekanik stresler halinde eklem yüzeylerinde basınç bağlarda gerilme olarak ortaya çıkar. Eklemi oluşturan kemiklerin uzunluğu kaldıraç kolu etkisi ile eklemi etkileyen yükleri mislisiyle arttırır. Ekleme yansıyan yüklenmeler zamanla eklem yüzeyindeki kıkırdak yapıyı aşındırarak incelmesine ve yer yer kaybolmasına yol açar. Aktif hareket açık-lığının devamında germe ile ayak topuğu kalçaya erişecek kadar diz ekleminde bükülme mümkün-dür. Namaz esnasındaki son oturuş sırasında ayak dönme zorlanmasıyla yatay hale getirilerek diz ekleminde ilave katlanma derecelerine ulaşılır. Eklem içinde besleyici ve kayganlığı arttırıcı olarak renksiz sıvı dolaşmaktadır.

Menüsküs yırtıkları:Kemiklerin birbirine olan temasında basınç yüzeyini arttırarak aşınmayı azaltmak ve ekleme ek stabilite sağlamak üzere menüsküs yapıları bulunmaktadır. Eklem yüzeyinde iki adet olarak yer alan bu oluşumların kıkırdak yapısında olması esneklik sağlamaktadır. Kıkırdak yapılarının korunmasında şok emici olarak işlev görmektedirler.

Kireçlenme:Aslında tüm eklemler kemik yüzeyindeki kaygan kıkırdak ile kaplıdırlar. Bu kaplamanın şekil ve kalitesinde bozulmalar gözlendiği takdirde eklem mekaniğini etkileyecek şekilde takılma, ağrı ve zaman zaman şişliklerin eşlik ettiği iltihabi durumlarla karşılaşılmaktadır. Hastalığın başlangıç evrelerin-de özellikle iç menüsküs arka boynuzunda hasar ve hatta yırtıklar görülmektedir. Hastalığın iltihabi bileşeninde artışlar görüldüğünde dizdeki sıvıda artış olmuş gibi (aslında yanlış) ifade edilmektedir. Kıkırdakların büyük ölçüde yok olduğu hastalarda sürtünmeden doğan kemik sesleri duyulduğunda ise yine yanlış bir tanımlamayla diz ekleminin sıvısı bitti hükmü ortaya çıkmaktadır.

Eklem yapısının kalıcı olarak hasar gördüğü kemiklerin birbiriyle olan ilişkisi diz kapağının konumun kaybolduğu olgularda eklem yüzeylerini tekrar oluşturabilmek için protezler yapılmaktadır. Hasarın yeri gözetilerek kısmi veya tamamı protez ile örtülerek ağrı giderilirken eklemdeki asimetrik aşınmaların da önüne geçilmiş olmaktadır. Son zamanlarda eklem mimarisinin tam olarak korunması için ROBOT destekli cerrahi uygulamaların-da artış gözlenmektedir. Her türlü uğraşa rağmen protez ameliyatı olan eklemlerde tam katlama hali yani sık kullanılan tabiri ile namaz oturuşu çoğunlukla mümkün olmamaktadır.

Son yıllarda hücresel tedaviler kullanılarak eklem kıkırdağında yenilenme amaçlayan piroloterapi yöntemleri yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu yöntemlerde hastaların kendi vücudundan alınan hücreler işlemden geçirilerek eklem içine zerk edilmektedir. Biyolojik olarak hücrelerin kıkırdak yapısına dahil olmaları veya diz içinde iyileşme mekanizmalarını tetikleme yoluyla iyileşme sağ-lamaktadırlar.

PRP olarak kısaltılan ve kandan elde edilen trombosit hücrelerin (kan pıhtılarının oluşumun-da görev alan hücre parçaları) diz içine verilmesi yöntemidir. Bu yöntemde hastanın kanı işlemden geçirilerek trombositleri ayrıştırılmaktadır. Eklem içindeki trombositler içeriğindeki bölgesel etkili büyüme faktörleri ile iyileşme ve yeni doku oluşumunu sağlamaktadırlar.

Mezenkimal kök hücre tedavisi: Kemik iliği veya yağ dokusu gibi hücreden zengin dokular-dan alınan materyal PRP tedavisine göre daha karmaşık bir işlemden geçirilerek mezenkimal kök hücreleri ayrıştırılmaktadır. Bu hücreler eklem içine yoğun şekilde verilerek kıkırdak ve kemik dokularında canlanma ve onarım hedeflenmektedir.

Diz ağrıları geleneksel olarak kaplıca tedavisi ve çeşitli şifalı otlarla başlayan tedavi çabası ile aynı zamanda cerrahi ve biyolojik yöntemlerle sürmektedir.

Unutulmamalıdır ki en iyi yaklaşım, sağlığın kıy-metini bilerek bize emanet olan bedenimizi korumaktır.

Diz Cerrahilerinde Hasta Memnuniyeti?

Dejeneratif eklem hastalıklarının gelişimi

Diz bölgemiz vücudumuzun en uzun iki kemiğini birleştiren bir menteşeye benzemektedir. Bu nedenle büyük kuvvet ve basınçlara maruz kalır. Sınırlandırılmış hareketli mekanizmalarda sınırlayıcı faktörler diz sisteminde de mekanizmaya ek stress yüklenmesine sebep olur. Aşındırıcı yönde etki eden bu yüklerin diz eklemimizin kapanıp açılma gibi temel faaliyetlerinde tıpkı bir kaya parçasının tepeden yuvarlanırken olduğu gibi sürtünme ve basınca bağlı faktörlerle aşınırlar.

Dizdeki kayma hareketine, dizin iç kısmında bir burulma hareketi eşlik etmektedir. Birden fazla eksende ve aşındırıcı yönde etkisi olan hareketlerin dizin iç kısmında yoğunlaşmasından dolayı (Açılıp kapanmanın yanısıra yatay ve döner kuvvetlerin etkisi) eklem harabiyeti en çok dizin iç kısmında hissedilir.

Diz hastalıklarının oluştuğu mekanizmayı bu şekilde özetleyebiliriz. Diz kıkırdak hasarının tedavisi’de ancak eklemin doğal şekliyle onarılmasıyla mümkündür. Hastaların dizlerindeki eski stabiliteyi sağlamak, ağrıyı azaltmak için diz mekanizmasının yapısı akılda tutulmalıdır.

Menisküs Yırtıkları

MR raporlarında sıkça bahsedilen menisküs yırtıkları, kıkırdak hasarıyla birlikte gözlemlenir. Eklem bükülürken alttaki kemiğin geriye doğru hareket etmesi gerekmektedir. Bu göreceli hareketi dizin bağları ve kasları sağlar. Bağ hasarı olan hastalarda ve ya eklem aşınması sonucu gevşeklik oluşan hastalarda arka menisküs bölümü yırtılmaya yatkındır.

Artroskopik Menisküs Ameliyatları

Vücut içi görüntüleme ve tedavi edici olarak kamera ekipmanlarının kullanımı yeni ve başarılı bir teknolojidir. Yırtılan menisküsün dikilmesi ve hasarlanan dokunun onarılması konularında özellikle bağ hasarlarında oldukça başarılı olmasına karşın çıkarma ameliyatları sonrasında ve temizlik diye tabir edilen ameliyatlarda yeterince hasta memnuniyeti sağlamamaktadır.

Bağ Ameliyatları

Yırtılan bağ çoğunlukla ön çapraz bağı olmasına karşın arka çapraz bağlar ve bu bağların yakın komşusu bağ kompleklerinde de esneme oluşabilir. Bu durum bağ yırtığı olmasa bile bağ yetmezliğine anlamına gelebilecek bu durumlarında değerlendirilmesi gerekir. Aksi takdirde eklemdeki gevşeklik giderilmediği için öne ve arkaya olan stabilete kaybı devam edecektir. Bu hastalarda ameliyat başarılı geçse bile bacak çevresinde zayıflama ve bacaktaki güç kaybı görülecektir. Hem ameliyat sonrası iyileşme süreci, hem de hasarın iyice tetkik edilmesi gerekir. Kısmi hasarların tamirinde bağ içine yapılacak kök hücre tedavileri ileride oluşabilecek bağ hasarlarınında önlenmesine yardımcı olacaktır.

Menisküslerde olduğu gibi kısmi kopmalarda da bağın kalan kısmını korumak esas olmalıdır.

Protez Uygulamaları

Eklem yüzeylerinin kaplamalarla restorasyonu protez olarak adlandırılır. Cerrahi uygulamaların benzerliği ve kullanılan tekniklerin başarısı hasta memnuniyetini büyük ölçüde sağlamaktadır.

Kısmi protezlerde ön ve arka çapraz bağın korunmasıyla dizlerin tam bükülmesi olasıdır. Total protezlerde ise kullanılan teknikten dolayı oluşabilecek bağ hasarları olabileceğinden bu bilgi hasta ile paylaşılmalıdır.

Kök Hücre Uygulamaları

Hastalığın erken evrelerinde uygulandığında oldukça faydalı olan bu teknikleri eklemin uyum ve yüzey geometrisi bozulmadan yapılmasını öneriyoruz.

diz-cerrahisi

BİZ SİZİ ARAYALIM

Ayak Ağrıları

Ayağın yapısı ve görevleri:
Ayak ve çevresi karmaşık bir çok içiçe geçmiş kemik eklemden oluşmaktadır. Ayak tarak kemiklerinin altındaki birbirine dik iki kubbenin oluşturduğu bir kombinasyondur. Kemikleri tek tek ele almaktan ziyade ön ayak, orta ayak ve arka ayak şeklinde farklı bölgelere ayırarak değerlendirmek mümkündür. Vücut yükünün yere aktarılması ve dağıtımında görev alan gövdenin farklı yüzeylerde tutunabilmesi için denge sağlamaktadır. Yerin hissedilmesi ve yürüme fonksiyonu sırasında gövde için şok emici olarak da hizmet eder. Yürüme fonksiyonun yerine getirilebilmesi için de ayak kendi iç adaleleri ve baldır bölgesinde konumlanan kaslar ile birlikte fonksiyon göstermektedir. Yürüyüşün farklı evrelerinde ayağın ucu, tamamı ve topuğu yere temas etmektedir.
 
Ayağın hareketleri:
Ayak bağlı bulunduğu ayak bileği ile birlikte hareket etmektedir. Ayak bileği, ayağı vücut ekseni boyunca yukarı ve aşağıya doğru olan hareketlerinden sorumludur.  Tibia ve Fibula kemiklerinin ortasında, kemikten yapılmış çatalın iki bacağı tarafından sarılmışcasına dairesel bir eksen çevresinde hareketini yaparak bileği yukarı ve aşağıya yönlendirir. Ayak bileğinin iç kısmındaki baldır veya kaval (tibia) kemiği oldukça geniş ve iri bir kemik olduğu için bu yönde bağ yaralanması yani burkulma çok nadiren gözlenir.
Fibula (kamış) kemiği daha aşağıda ve dış yanda sonlandığı için bağlarda yırtılma sıklıkla bu bölgede gözlenmektedir. Bunun dışında ayağın yere uyumunu sağlamak için topuk kemiği gövde ekseni etrafında dönme ve eğilme hareketi yapar. Hareketler, topuk üstünde yer alan bağımsız 3 ayrı eklem yüzeyine borçludur. Ayağın diğer hareketleri ön ayak kavsinin organizasyonu ve tarak kemiklerine destek niteliğindedir.
Ayağın bağları:
Oldukça güçlü bağlara sahip olan ayağın kubbesini oluşturmak için tabanda geniş yüzeyde yer alan bir (plantar fasya adını alan) zar bulunmaktadır. Topuk bölgesine tutunduktan sonra tarak kemik uçlarına doğru yelpaze gibi açılır. Topuk tabanında tutunduğu çizgide sertlik görülmesi ve zamanla kemik çıkıntısı gelişmesine topuk dikeni adı verilmektedir.
Ayak bileği burkulması:
Acil olarak sıklıkla yapılan ortopedik başvuruların arasında yer alır. Ayağın kendi ekseninde içe dönerken gövdenin de ayağın üzerinde burulma hareketi yapması ile ayak dış yanında ağrı ve şişlik gelişir. Ağrı ve şişlik dış yandaki bağların yırtılmasına işaret eder. Çoğunlukla bileklik ve alçıyla tedavi edilebilen bu hastalıkta düzgün tedavi edilemeyen olgularda yırtık bağların eklem içine doğru yer değiştirirler. Bağların eklem içine yırtıldıktan sonra düzensiz uçları kemikler arasında kalarak sıkışır. Sıkışmanın sonucunda ağrı ve hareketlerde kısıtlanma gözlenmektedir. Yırtılan bağın onarımı ve sıkışan kısmın temizlenmesi için ayakbileği artroskopisi yapılmaktadır.
Kullanılabilecek bağlar kaldıysa kalan bağların dikilmesi önerilmektedir. Dikilemiyecek kadar ağır hasarlanan ayakbileklerinde komşu liflerin bağları veya suni bağlar ile eklem stabilitesi onarılır.
Ayakbileği yaralanmaları sırasında özellikle talus kemiğinde olmak üzere ödem ezilme ve kıkırdak hasarları sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu bağ ve yaralanmalarda kişilerin kendisinden alınan hücre ve onarıcı besleyici faktörler içeren doku kan ve sıvıların kullanılması hastalıkların ilerlemesine engel olmaktadır.
Ayakbileği artroskopisi ile bağ tamiri SGK tarafından karşılanan bir tedavi şeklidir.

ayakagrisi

BİZ SİZİ ARAYALIM

 

 

 

 

 

MR Görüntüleri

Çekilen filmlerin sonucu çoğunlukla merak konusudur. Öncelikle Emar filmlerinideki görüntülerin nasıl oluştuğuna ait temel prensipleri açıklamakta fayda vardır.

Emar nedir?

Baş harflerini aldığı manyetik rezonans kelimelerinin İngilizce telaffuzunun yaygın kullanımıyla üretilmiş bir kelimedir. Şiddeti ve yönü belli Manyetik alanlarda bırakılan vücudun bölümleri manyetik enerjiden etkilenirler. İncelenen bölge içeriğindeki su molekülleri (protonları)tarafından soğurduğu enerji sonrasında serbestleşir. Salınan enerjinin yoğunluğu üç boyutlu ölçümlenerek görüntülere yansıtılması sonucu yapısal değerlendirmeler yapılmaktadır.

Sadece yapısal değerlendirmeler değil çeşitli yazılımların sayesinde sanal olarak vücudun belli bölümlerinin iç kısmının sanki kamerayla bakılıyormuş gibi görüntülenmesi hatta anjiografi yapılması mümkündür.

Raporlar nasıl hazırlanır?

Radyolojik incelemelerde saptanan bulgular ilgili yapılardaki değişiklikler derecelendirilerek rapor edilirler. Eklemin genel değerlendirmesinin ardından tek tek eklemi oluşturan yapılara ait görüntüler yorumlanır.

Menisküs lezyonları:

Menisküs lezyonları menisküse ait sinyallerde görülen değişikliklere göre 4 evrede değerlendirilirler. Menisküsteki sinyal homojenitesindeki değişiklikler dejenerasyon olarak adlandırılır. En hafif dejenerasyon evre 1, en ileri için de evre 4 dejenerasyon terimi kullanılır. Basit dejenerasyonlarda menisküs yapılarında beneklenme ve ince çizgilenmeler görülürken ileri evrelerde eklem yüzeyine doğru açılan yırtık görüntüleri ve kopmalar saptanmaktadır.

 

Kova sapı menisküs yırtığı nedir?

Menisküsler C şeklinde eklem içini dolduran yapılardır. Eklem kapsülüne komşu dış kenarlarına paralel (yine C şekilli) bir yırtık gelişir. İki ucundan bağlı ortası serbest kalan bu yapı iki ucundan bir kovaya bağlı sapa benzetildiği için bu ismi alır. Serbest kalması sebebiyle eklemi kilitlemesi ve hareket etmeyi kısıtlamasına neden olur.

Ön çapraz bağ yırtığı

Ön çapraz bağ eklem içinde yer alan sagittal (yanal bakış) kesitlerinde eklemin tam ortasında önden arkaya aşağıdan yukarıya yönelen kuvvetli bir bağdır. Bağın görüntülerindeki değişikliklere göre menisküslerdeki dejeneratif değişikliklerdeki gibi 4 evre üzerinden hasar raporlanmaktadır. Ayrıca kopması durumunda koptuğu bölgenin konumuna göre de isimlendirilir. Hasarlı Ön çapraz bağ yoğun sinyal artışına rağmen mekanik bütünlüğünü koruyor olabilir. Bu durumlarda da kesin kanıya varılamadığına ait bulgular raporlarda yer alırlar.

 

Kıkırdak yapıları

Eklemi oluşturan kemikler birbirleri üzerinde hareket edebilmelerini üzerlerindeki kaplamaların yani kıkırdakların şekline borçludurlar.

Kıkırdaklar Emar görüntüleri ile kalınlık, şekil ve alttaki kemik ile olan ilişkileri bağlamında değerlendirilebilmektedir. Kıkırdak yapının incelmesi bütünlüğündeki noksan ve kusurlar en azdan en şiddetlisine doğru olmak üzere 4 evrede değerlendirilirler. Kıkırdak yapının dejeneratif değişimlerine kondromalezi adı verilmektedir. Diz ekleminde iç eklem aralığı hasarlanma sıklığı bakımından dejenerasyona uğrarken diz kapağı da sıklıkla kıkırdak hasarı gözlenen bir bölgedir.

Kemik yapılar.

Eklemi oluşturan kemik yapılar üzerindeki kıkırdakların derin katmanlarının beslenmesi ve hasarlanınca yenilenmesinden sorumludurlar. Kıkırdakların beslenme bozukluğu olması ödemi veya hücresel anlamda canlılık kaybının olması emar görüntülerine yansımaktadır.

OCD
Osteokondritis dissekans anlamına gelen bu görüntü aynı adla anılan hastalığın emar incelemelerinde gözlenmesi demektir. Kemik ve kıkırdak dokunun birlikte bir parça halinde ait olduğu kemikten ayrışmasıdır. Basitten ağır formlarına doğru 4 evre üzerinden derecelendirilmektedir. En ağır formunda eklem içinde serbest olarak dolaşır. Eklem faresi adını almaktadır.

Eklem içinin genel değerlendirilmesi:

Eklem içindeki zarların şişmesi synovit veya synovyal zar hipertrofilerinde gözlenir. Ayrıca eklem içinin sıvıyla şişmesi menisküs yırtığı veya romatizmal hastalıklarda gözlenmektedir. Eklem yaralanmalarında ayrıca eklem içine kanama olduğunda eklem boşluğu kanla dolduğu gözlenmektedir.

Emar çeken makineler (Açık ve kapalı tip)

Emar çekilmesi için tüp şeklinde kapalı makineler ve açık emarlar kullanılmaktadır. Kapalı makinelerde manyetik alan kontrolü daha kolay olduğu için yüksek manyetik alan şiddet değerlerine ulaşılabilmektedir. Açık emarlar bu durumu yazılım değerleri üzerinde yapılan düzenlemeler ile telafi yoluna gitmektedirler.

Ülkemizde yoğun olarak 1,5 Tesla gücündeki kapalı emarlar kullanılmakta olup, kamu hastanelerinde yapılan çekimler sosyal güvenlik sistemleri tarafından ödenmektedirler.

mr

femur-tibia2

femur-tibia

BİZ SİZİ ARAYALIM

Omuz Hastalıkları

Omuz hareket açıklığı olarak en geniş hareket alanına sahip eklemdir. Hastanın yaşına göre farklı dönemlerde değişik hastalıklar daha sıklıkla görülmektedir. Omuz çıkığı ve alışkanlık haline gelmiş omuz çıkıkları genç bireylerde daha sıklıkla karşılaşılmaktadır. Omuz çıkığı oldukça önemli bir eklem rahatsızlığı olup acil tedavi gerektirir. Çoğunlukla kapalı olarak eklem yerine yerleştirilmesi ile tedavi edilir.

20 yaşından erken hastalardaki çıkıklar ayrı tutulmak kaydı ile eklemin kapalı olarak yerine konması ilk çıkıklarda yeterli olmaktadır. Omuz başının eklemden dışarı çıkarken yaralanan dokuların iyileşmesi için belli bir müddet askı veya bandaj kullanılması çıkığın alışkanlık haline gelmemesi için özellikle önemlidir. Bandajın şekli, büyüklüğü, kullanım süresi hastanın yaşadığı çıkık yönü ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Eklemin iyileşmesine yardımcı olunmak istersek hareket açıklığını kalıcı olarak sınırlamamak gerektiği akılda tutulmalıdır.

Erken yaşlarda karşılaşılan çıkıklar ve tekrarlayıcı çıkık olan bireylerde omuz ekleminde stabilizör yapılarda kalıcı hasar görüldüğü için artroskopik olarak tamir edilmeleri gerekmektedir. Omuz eklemin yuvasını oluşturan kürek kemiğinin de bir çıkıntısı (glenoid fossa) olan bölgenin etrafını labrum adı verilen bir kıkırdak sarar. Bu yapının kemikten kopması ile omuzun sabit ve dengeli duruşu bozulmuş olur. Yerine dikilerek omuz kemiğinin yuvayı terk etmesinin önünde engel haline getirilmesi için gereklidir. Eklemin ve hatta ciltte neredeyse yara açılmadan kamera kontrolü altında yırtılan bu yapının tekrar kemiğe dikilerek destek olunması prensibine dayanır.

Şekilde görüldüğü üzere labrumun eklem kenarından ayrışması iki adet dikişle tekrar kemiğe yaklaştırılarak tedavi edilmiş ve çıkık oluşmasına engel olunmuştur.
Omuz ve çevresi kas yırtıkları: Rotator kaf yırtıkları. Omuz döndürücü kılıf yırtıkları:<
Omuzu hareket ettiren kaslarımız omuza yaklaştıklarında tendon adı verilen bağlara dönüşürler. Bu Bağ yapıları omuzun etrafını sararak aynı zamanda omuz başını koruyucu bir kılıf halindedirler.

Farklı kasların yapıştığı bu kılıf ilgili kasın çekmesine doğru yönelerek omuzu yuvanın içinde döndürerek hareket etmesine yardımcı olur. Omuz eklemindeki hareket açıklığının temelini oluşturan ve gövdeden uzaklaştırmaya yola açan hareketlerdir. Kolu kaldıran ve içe doğru çevirici yönde hareket ettiren kas grupları omuzun üstten koruyan apolet şeklindeki kemiğin altında çalışmaktadırlar. Zamanla oluşan kireçlenme düzensizlikler nedeniyle bu noktada kılıf sıkışmaya ve zorlanmaya başlar. Sıkışan liflerin beslenmesinin bozulması ve aşınması kolay yırtılmasına zemin hazırlar.

omuz-tedavisi_4

omuz-hastaligi4

omuz-hastaligi3

BİZ SİZİ ARAYALIM